RİSALE-İ NUR – TARİHÇE-İ HAYAT

SAYFA 294:
Fakat biz Risâle-i Nur Şâkirdleri ise; vazîfemiz hizmettir, vazîfe-i İlâhîyeye karışmamak ve hizmetimizi onun vazîfesine bina etmekle bir nevi tecrübe yapmamakla beraber, kemmiyete değil, keyfiyete bakmak, hem çoktanberi sukut-u ahlâka ve hayat-ı dünyeviyeyi, her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevkeden dehşetli esbab altında, Risâle-i Nur’un şimdiye kadar fütûhatı ve zındıkanın ve dalâletin savletlerini kırması ve yüzbinler biçârelerin îmanlarını kurtarması ve biri yüze ve bazen bine mukabil yüzer ve binler hakîki mü’min talebeleri yetiştirmesi; Muhbir-i Sâdık’ın ihbarını aynen tasdik etmiş, vukuatla isbat etmiş ve ediyor. Ve inşâallah hiçbir kuvvet Anadolu’nun sînesinden onu çıkaramaz. Tâ âhirzamanda, hayatın geniş dâiresinin asıl sâhibleri, yâni Mehdi ve şâkirdleri, Cenâb-ı Hakk’ın

izniyle gelir; o dâireyi genişlettirir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz.

Sevebilirsin...