risalei nur külliyatı risalei nurda mehdi harun yahya ve bediüzzaman said nursi

RİSALE İ NURDA MEHDİ(a.s.) - Risale-i nurdan Üstad Bediüzzaman Said Nursi nin Mehdi(a.s.) ile ilgili açıklamalarını içeren sayfalar
Denizli , Emirdağ Lahikaları
Kastamonu Lahikası
Mektubat
Müdafalar
Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Siracunnur
Sözler
Şualar
Tarihçe-i Hayat
Zülfikar Risalesi
 

"Bu zamanın en büyük farz vazifesi ittihad-ı islamdır.! "
(Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri)

 
 

Risale–i nur külliyatında Hz. İsa ve Hz. Mehdi gerçeği 2

HİCRİ 14. ASRIN (BULUNDUĞUMUZ YÜZYILIN) MÜCEDDİDİ KİM OLACAKTIR? , HZ. MEHDİ NE ZAMAN ÇIKACAKTIR?
BEDİÜZZAMAN KENDİ VAZİFESİNİ NASIL TARİF ETMEKTEDİR? , MEHDİLİK KONUSUNU REDDEDENLER OLACAK MIDIR? , HZ. MEHDİ’NİN TALEBELERİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
   

RİSALE-İ NURDAN HAKİKATLER

bütün bu risalelerde, bütün derin hakaik (hakikat), temsilat (örnekler) vasıtasıyla, en ami (cahil) ve ümmi (tahsilsiz) olanlara kadar ders veriliyor. Halbuki o hakaikin (hakikatlerin) çoğunu büyük alimler "tefhim edilmez" (anlatılamaz) deyip, değil avama, belki havassa da (ilim sahibi kimselere de) bildiremiyorlar. (Mektubat, s. 373)

 

HEM MEHDİLİK İSNADINI HİÇ KABUL ETMEDİĞİMi BüTüN KARDEŞLERİM ŞEHADET EDERLER. Hatta Denizli'deki ehli vukuf (bilgi sahibi Kİşiler) eğer Said mehdiliğini ortaya atsa bütün şakirtleri (talebeleri) kabul edecek dediklerine mukabil (karşılık), Said itiraznamesinde demiş Kİ: "BEN SEYYİD DEĞİLİM MEHDİ SEYYİD OLACAK" DİYE ONLARI REDDETMİŞ... (Şualar, s. 365) Seyyid olmayan seyyidim ve seyyid olan değilim diyenler, ikisi de günahkar ve duhul ve huruc (isyan) haram oldukları gibi... hadis ve Kuran'da dahi, ziyade veya noksan etmek memnu'dur (yasaklanmıştır). (Muhakemat, s. 52)
Hem bu ÜÇ VEZAİFİ (görevi) BİRDEN BİR ŞAHISTA YAHUT CEMAATTE BU ZAMANDA BULUNMASI VE MÜKEMMEL OLMASI VE BİRBİRİNİ CERHETMEMESİ (birbirine engel olmaması, zarar vermemesi) PEK UZAK, ADETA KABiL (mümkün) GÖRÜLMÜYOR. Ahir zamanda, AL-İ BEYT-i NEBEVİ'NiN (A.S.M.) (Peygamberimiz (sav)'in soyunun) CEMAAT-İ NURANİYESİNİ (nurani cemaatini) TEMSİL EDEN HAZRET-İ MEHDİ'DE VE CEMAATİNDEKi ŞAHS-I MANEVİDE ANCAK İÇTİMA EDEBİLİR (biraraya gelebilir, toplanabilir). (Kastamonu Lahikası, s. 139) O ZAT, o taifenin uzun tedkikatı (o topluluğun uzun araştırmaları, incelemeleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve MANEVi ORDUSU, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd (dayanışma) sıfatlarına tam sahib olan bir kısım ŞAKİRDLERDiR (öğrencilerdir). Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası-1, s. 266-267) Bu zamanda öyle fevkalade hakim cereyanlar (fikir akımları) var Kİ, herşeyi kendi hesabına aldığı için, faraza (farz edelim) HAKİKİ BEKLENİLEN VE BİR ASIR SONRA GELECEK OLAN O ZAT dahi bu zamanda gelse... (Kastamonu Lahikası, s. 57)

 

bediüzzaman said nursi risalei nurda mehdi olmadığını açıklamıştır. Mehdiyet konusu, İslam tarihi boyunca gündemde olan ve merak uyandıran bir konudur. Öyle ki büyük İslam alimi ve Hicri 13. asrın müceddidi Bediüzzaman Said Nursi, İslam tarihinde pek çok kişinin Hz. Mehdi'nin kendi dönemlerinde geleceğini düşünerek yanıldıklarını belirtmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı'nın pek çok yerinde, Peygamber Efendimiz (sav)'in müjdelediği Hz. Mehdi'nin kendisinden sonra geleceğini haber vermiş ve Mehdiyet hakkında hadislerde geçen konulara açıklık getirmiştir. Hz. Mehdi'nin ve talebelerinin geleceğiyle ilgili Said Nursi'nin ifadelerinden biri şöyledir:

“Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani Hz. Mehdi ve şakirtleri (talebeleri), Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138; Kastamonu Lahikası, 72)
Detay   Kitabı İndir: PDF   DOC  

Hz. Mehdi'nin Görevleri

Bu soruların cevapları Hz. Mehdi ve onun mukaddes cemaatinin birbirinden ayrı kavramlar olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman ahir zamanda Hz. Mehdi'nin yanında bulunan mümin topluluğunun mukaddes bir cemaat olduğunu, bu cemaatin önderliğini yapan Hz. Mehdi'nin de Hz. Peygamber (sav) soyundan gelen mukaddes biri olacağını belirtmiştir. Nitekim Bediüzzaman bu sözünün son cümlesinde "ONUN ÜÇ GÖREVİ OLACAK" cümlesiyle bu konuya açıklık getirmekte, bu üç görevi, yanındaki kutsal toplulukla birlikte, Hz. Mehdi'nin de bizzat başlarında bulunarak yerine getireceğini ifade etmektedir.
Nitekim Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin manevi birer şahıs, ruh ya da mana gibi görünmez birer güç olarak tanımlanması, Kuran ayetlerinde bildirilen Allah'ın adetullahı (Allah'ın kanunu) ile tamamen çelişmektedir. Tarih boyunca hiçbir elçi veya peygamber, bir şahsı manevi olarak gelmemiştir. Kuran'da çeşitli toplumlara gönderilen elçiler, nebiler ve resullerin hayatları, mücadeleleri ve tebliğleri hakkında pek çok bilgi verilmiştir. Yaşamlarının sonuna kadar gönderildikleri kavimleri hak dine davet etmiş, onları Allah'ın azabına karşı uyarıp korkutmuş ve iman edenleri cennetle müjdelemişlerdir. Yaşadıkları toplumlardaki inkarcıların baskılarına, kurdukları tuzaklara ve hak dine yönelik mücadelelerine sabır ve tevekkülle karşı koymuş, onları Allah'ın razı olacağı ahlakı yaşamaya çağırmışlardır. Tüm bu bilgiler bize, tarih boyunca hiçbir elçi, nebi veya resulün manevi bir şahıs olarak gönderilmediğini, tüm elçilerin birer fert olarak geldiklerini göstermektedir.

Yüzyıllardır süregelen bu adetullah (Allah'ın kanunu), tüm İslam tarihinde olduğu gibi ahir zamanda gelecek olan Hz. İsa ve Hz. Mehdi için de söz konusudur. Ancak elbette ki tüm peygamber ve elçilerin olduğu gibi Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin de kendilerinden ayrı olarak şahsı manevileri de olacaktır. Kuran'da, gönderilmiş olan tüm peygamber ve elçilerin çevresinde, onlara inanan ve gösterdikleri hak yolu izleyen birer topluluk olduğu haber verilmiştir. Elçilere iman eden bu kimseler ve onların elçileriyle birlikte yapmış oldukları faaliyetlerin tümü, bu elçilerin şahsı manevilerini oluşturur. Kuran'da peygamberlerin hayatlarını anlatan kıssalarda bu durum açıkça görülmektedir. Örneğin Peygamberimiz (sav)'in ashabı onun şahsı manevisini oluşturmuştur. Fakat bu, Peygamber Efendimiz (sav)'in varlığı şartı ile oluşmuştur. Bu durum ahir zamanda da değişmeyecek, Bediüzzaman'ın da dile getirdiği gibi, Hz. İsa ve Hz. Mehdi beraberlerindeki mümin topluluklarının başında bizzat birer hidayet önderi olarak bulunacaklardır.

Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin "bir veya iki görevi değil, tam olarak ÜÇ BÜYÜK VAZİFESİ OLACAĞINI" bildirmektedir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi'nin temsil ettiği cemaatiyle birlikte bu üç görevin üçünü birden yerine getireceğinden bahsetmiştir. Bediüzzaman bunun, Hz. Mehdi'yi kendisinden önce gelen müceddidlerden ayıran ve tanıtan en önemli alametlerinden olduğunu bildirmiştir.
Devamı için;

Mehdiyet, Gizlenmesi Değil;
Müjdelenmesi Gereken Bir Konudur.

Hz. Mehdi'den bahsedilmesi, Hz. Mehdi'nin çıkış alametlerindendir

Hicri 13. yüzyılın müceddidi Bediüzzaman eserlerinde, Hz. Mehdi'nin gelişi ve İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılması konusunda tüm Müslümanlara yol gösterici nitelikte önemli açıklamalarda bulunmuştur. Ancak kimi çevreler tarafından, Bediüzzaman'ın eserlerinde geniş yer verdiği "Mehdiyet konusundan aleni şekilde bahsedilmesinin pek çok açıdan yanlış ve sakıncalı olacağı" dile getirilmektedir.


Oysa ki "Mehdiyet meselesi gizlenmesi, örtbas edilmesi değil; müjdelenmesi gereken bir konudur". Hz. Mehdi'nin gelişi bizzat Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenmiştir ve Peygamberimiz (sav)'in bu konuda mütevatir olarak kabul edilen çok sayıda hadisi vardır. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde "Hz. Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir." (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Ahir zaman, s.13) sözleriyle, bu konunun Müslümanlar için bir müjde olduğunu bildirmiştir. Bir başka hadisinde ise Peygamberimiz (sav) "Mehdi zuhur eder, herkes sadece O'ndan konuşur, O'nun sevgisini içer ve O'ndan başka bir şeyden bahsetmezler." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33) sözleriyle Hz. Mehdi'nin ortaya çıkacağı dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir. Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği bu hadisler günümüzde gerçekleşmeye başlamıştır ve herkes Hz. Mehdi'den bahsetmektedir.

Bediüzzaman da eserlerinde bu konuya geniş yer vermiş, yüzlerce sayfa boyunca bu konuyu detaylarıyla birlikte açıklamıştır. Çok açıktır ki eğer bu konunu gizlenmesi gerektiğini ya da okunmasının gereksiz olduğunu düşünseydi, bu husustaki açıklamalarını risalelere koymazdı. Nitekim sakıncalı bir konu olduğunda Bediüzzaman eserlerinde bunun "mahrem" olduğunu ve yayınlanmaması gerektiği için risalelere konmadığını çeşitli yerlerde ifade etmiştir. Bediüzzaman'ın bu açıklamalarından biri şöyledir:

Risaleler ise, o gibi risalelere mahrem demişiz... neşrini men'etmişiz... (Bediüzzaman ve Talebelerinin Mahkeme Müdafaları, s.187)
Bediüzzaman'ın da söylediği gibi, gizli olan yayınlanmaz. Ancak Mehdiyet konusunda bunun tam tersi bir durum söz konusudur. Bediüzzaman Hz. Mehdi'nin gelişini yüzlerce sayfa boyunca açıklayarak bu konuya aleniyet getirmiş ve bunun gizlenecek bir mesele olmadığını açıkça ifade etmiştir. Nitekim yıllardır risalelerin milyonlarca insan tarafından okunuyor olması da bu konunun gizli değil, aleniyete dökülmüş bir konu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ancak Bediüzzaman'ın bu konuya bakış açısı son derece açık olduğu halde, bu yanlış düşünce, Bediüzzaman'ın sözlerine birtakım yanlış anlamlar yüklenerek desteklenmeye çalışılmaktadır. Bu amaçla öne sürülen ve yanlış yorumlanan Bediüzzaman'ın sözlerinden biri şöyledir:

Kardeşlerimin ikinci iltibası (yanlışlığı): Fâni (geçici) ve çürütülebilir bir şahsiyeti, bâzı cihetlerle (yönleriyle) birinci vazifede pişdarlık (öncülük) eden Nur Şâkirdlerinin (talebelerinin) şahs-ı mânevîsini temsil eden o âciz kardeşine veriyorlar. Halbuki bu iki iltibas (yanlışlık, karıştırma) da Risale-i Nurun hakikî ihlâsına ve hiçbir şey'e, hattâ mânevî ve uhrevî makamata dahi âlet olmamasına bir cihette (yönden) zarar verdiği gibi, ehl-i siyaseti de (siyaset ehlini de) evhama (kuruntuya, vehime, olmayan bir şeyi olur zannı ile endişeye) düşürüp Risale-i Nur'un neşrine (yayınlanmasına, dağıtılmasına, duyurulmasına) zarar gelir. Bu zaman, şahs-ı mânevi zamanı olduğu için, böyle büyük ve bâki (ebedi) hakikatlar, fâni (geçici) ve âciz ve sukut edebilir (kusur işleyebilen) şahsiyetlere bina edilmez. Elhâsıl (netice olarak): O gelecek zâtın ismini vermek, üç vazifesi birden hâtıra geliyor, yanlış olur. Hem hiçbir şey'e âlet olmayan Nurdaki ihlâs zedelenir, avâm-ı mü'minîn (ilmi irfanı az olan müminlerin) nazarında hakikatların kuvveti bir derece noksanlaşır, yakîniyet-i bürhaniye (yakin derecesinde bilinenen, red ve inkar için itiraz kabul edilemeyecek surette gerçekleri ispat eden kesin delil) dahi kazâyâ-yı makbûledeki (kabule mazhar olmuş hüküm ve iddia, itimad edilir zatların söyledikleri ve bu itimada binaen kabul edilen) zann-ı galibe inkılâb eder (hakikate yakın kuvvetli kanaate dönüşür), daha muannid dalâlete (inatçı delile, işarete) ve mütemerrid zındıkaya (inatçı, dikbaşlı, kibirli dinsizliğe) tam galebesi (galibiyeti, üstünlüğü), mütehayyir (şaşkınlık içerisindeki) ehl-i îmanda görünmemeye başlar; ehl-i siyaset evhama (kuruntu ve endişeye) ve bir kısım hocalar itiraza başlar. Onun için, Nurlara o ismi vermek münasip (uygun) görülmüyor. Belki müceddiddir, onun pişdarıdır (öncüsüdür), denilebilir. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s.10)

Devamı için;
 

 

Hergün birparça Risale-i Nur

E-Mail
 

VİDEOLAR

Kuran'ı, hadisi ve Bediüzzaman'ın açıklamalarını kabul etmeyenlere Seyyid Salih Özcan Hocamız çok net cevap veriyor. ''Hz. Mehdi (as) şahsı manevi olarak değil şahıs olarak gelecektir'' diyor.
Bediüzzaman Hz. Mehdi (as)'ın geliş vaktini çok net ve açık söylemiştir. Hz. Mehdi (as) Hicri 1400'de gelecek, seyyid olacak ve üç vazifeyi birden yapacaktır.
Sahte bir Mehdi'nin Müslümanların lideri olması mümkün değildir. Allah'ın kaderinde takdir ettiği kişi Hz. Mehdi (as)'dır.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin manevi özellikleri - 2
Risale-i Nur Külliyatı dikkatlice incelenirse Hz. Mehdi (a.s.)'ın gelişi çok açıktır
Bediüzzaman 2010 yılında Hz. Mehdi (a.s.)'ın cemalinin görüleceğini bildirmiştir. Bediüzzaman'ın Risalelerdeki sözlerinin bir harfinin değişmesini bile istememiştir.
Mehmet Şevket Eygi ile canlı yayın sohbeti (6 Mayıs 2010)
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin söylediği herşey şu ana kadar olmuştur
Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ne yapılan eziyetler
Hekimoğlu İsmail Hz. Mehdi (a.s.)'ı anlatıyor.
Bediüzzaman Said Nursi talebelerinden Seyyid Salih Özcan Beyefendi'nin de katıldığı Adnan Oktar ile Başbaşa programı
Bazı kişiler Mehdilik konusunu örtbas etmeye çalışıyorlar.
Risale-i Nur'lardan çıkartılan bölümler

TASAVVUFTAKİ 'ALLAH BİLİNMEK İÇİN YARATTI' ANLAYIŞI YANLIŞTIR.

MEHDİ'NİN ŞAHSI İNSANLARI ÇOK HEYECANLANDIRIR.
ŞAHS-I MANEVİ İSE HEYECAN OLUŞTURMAZ.

FETHULLAH GÜLEN HOCAEFENDİ'NİN HZ. MEHDİ (A.S.) VE TALEBELERİ HAKKINDAKİ SÖZLERİ

Risale-i Nurda Mehdi

BEDİÜZZAMAN'IN SIRLARI

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ: AHİR ZAMANDAN HABER VEREN MÜHİM BİR HADİS, AHİR ZAMANDA MÜSLÜMANLARIN DURUMU VE KIYAMETİN VAKTİNE İŞARET EDER.

BUGÜN AHİR ZAMAN ALAMETLERİNİ FARKEDEMEYENLERİN DURUMU, PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNDE PEYGAMBERİMİZİ TANIYAMAYANLARIN DURUMUNA BENZER.

DİNİ ANLATIRKEN, BİLGİNİN DOĞRU, ÇARPICI VE HAYATİ BİLGİ OLMASI ÖNEMLİDİR. -video

risale i nur mehdi , risalei nur külliyatı , risale i nurda mehdi , risale-i nur da mehdi

Bu sitenin oluşturulmasında Harunyahya nın eserlerinden faydalanılmıştır.
webmaster@risaleinurdamehdi.com